ceylin

Lilypie Kids Birthday tickers Lilypie Third Birthday tickers

28 Mart 2014 Cuma

Psikolojik Öksürük


17 Marttan beri Ceylin'in öksürüğünü dindirmeye uğraşıyoruz. Önce hafif viral bir  enfeksiyon olarak başladı. Sonra daha önceleri sık sık yaşadığımız krup öksürüğüne dönüştü. Allerjisi yüzünden bu kadar şiddetli geçirdiğini düşündüğümüz bu dönem boyunca 2 defa sağlık ocağı doktoruna, 3 gece de acil müdahele için hastaneye gittik. Gerek enjeksiyon şeklinde gerekse nebulizatör aracılığı ile aldığı kortizonlu ödem çözücüler, antibiyotik, öksürük şurubu, allerji şurubu ve burun açıcılarla çare aradık. Tam tedavi olduğuna kanaat getirip okula yolladığımız gün daha ikinci derse giremeden öğretmenimiz arayıp öksürmekten sınıfta oturamadığını söyledi. Gidip hemen aldık ancak  ne yolda ne evde böyle bir sıkıntı yok. Tek tük öksürmek dışında hiçbir rahatsızlık yaşamıyoruz. En son dün tekrar bir okul denemesi yaptık ve yine arandık. Okula vardığımızda sınıfa girip öğretmeninden teslim almadan önce kapıda bir süre ne sıklıkta öksürüyor diye dinledik. cidden sık sık öksürüyordu. Alıp eve götürelim bari dedik. Bizi gördüğü andan itibaren öksürükten eser kalmadı diyebilirim. Öğretmeni de şaşırdı.

Okuldan çıkmadan önce konuştuk. Okulda onu üzen, kötü hissettiren, utanıp sıkılmasına sebep olan bir durum falan mı var diye usulünce sorduk. Okulla ilgili değişmesini istediği yada memnun olmadığı birşey var mı diye soruşturduk, yok. Okulunu da, öğretmenini de, sınıf arkadaşlarını da çok sevdiğini, ayrılmak istemediğini söyledi.

Sorun bizden ayrılmak istememesindeydi anladığımız kadarıyla. Bu da onu strese sokuyor ve zaten hassas olduğu konuyla su yüzüne çıkıyordu. Bebekliğinden beri Ceylin'le ayrılma problemimiz olmamıştı hiç. Ne anneannesine bırakırken, ne anaokuluna başlaken bizi hiç yormadı bu konuda. Hep mutlu ayrıldı bizden çünkü hiç kaçarak bırakmadık, terketmedik onu biz. Konuşup anlatarak, açıklama yaparak bıraktık. Emmeyi bile sadece bir iki konuşmayla bıraktırdık.

Eee böyle olunca da Ceylin'de yaşayacağımızı pek ummadığımız bir durum haline geldi bu uzaklaşma kaygısı. Bu yüzden de bu neden aklımıza en son geldi. Neyseki şimdilik konuşup, motive ederek atlattığımızı sanıyorum bu sorunu. Bu gün öğretmeninden "çoook iyi" mesajını alınca da derin bir nefes aldım. Daha önce Ceylin'i götürdüğümüz allerji profesörlerinden biri olan Ahmet Rasim Küçükusta'nın konuyla ilgili bir yazısını da aşağıda paylaşmak istiyorum ilgilenenler için.

http://ahmetrasimkucukusta.com/2011/01/21/yazilar/tip-yazilari/kis-hastaliklari/sizin-oksurugunuz-hangisi/

21 Mart 2014 Cuma

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz

Bu bir ortak yayındır. Bu konuya duyarlı birçok blogda bugün bu yazıyı göreceksiniz.
***
Özgürlüğümüz kısıtlanamaz
#TwitterBlockedinTurkey
T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.
T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.
Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.
Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.
Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.
Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.
Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.
Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar

18 Mart 2014 Salı

Neden Öfkeleniyorum?


Aslında cevabı adım gibi biliyorum.

Öfkeleniyorum;
*  Çünkü beklentim çok yüksek,

Öfkeleniyorum;
* Çünkü içimdeki "mükemmeli arayan anne" ne bana ne de çocuğuma pek fazla hata payı bırakmıyor,

Öfkeleniyorum;
* Çünkü yetişmek zorunda olduğumuz gürül gürül akan bir zaman diliminde yaşıyoruz,

Öfkeleniyorum;
* Çünkü yetişkinler dünyasında yaşadığımdan içimdeki çocuğun sesini duymakta zorlanıyorum,

Öfkeleniyorum;
* Çünkü yapmayı hayal ettiklerimle, yapabildiklerim arasındaki uçurumu görebiliyorum

6 Mart 2014 Perşembe

Doktor Seçimi

Son zamanlarda oldukça sıkıntısını çektiğimiz bir konu bu. Özellikle de çocuklar söz konusu olunca insan daha bir ince eleyip sık dokuyor. Çünkü eğer ne istediğinizi bilmez yada bulamazsanız çocuğunuz ilaç firmalarının ve doktorların deneme tahtası haline geliyor. Kızımız Ceylin doğduğundan bu yana oldukça fazla doktor tanıdık. Bazıları ile uzun bazıları ile kısa süren deneyimlerimiz sonucu şunu öğrendik ki doktorun ne kadar çok bildiği değil size ne kadar uygun olduğu çoğu zaman uygulayacağı tedaviden daha büyük önem taşıyor. Bu uygulayacağı tedavinin ne kadar etkili olacağını da büyük ölçüde etkiliyor.

Siz eğer çocuğunuzun yıpranmasındansa biran evvel ilaç yüklemesi yapılıp, çocuğunuzun hastalığı kısa sürede atlatmasını tercih ediyorsanız sizin taleplerinize cevap verecek doktor başka, biraz daha meşakkatli olsa da daha doğal yollarla ve ekstra çaba sarfederek, birazda uzun sürmesini göze alarak bir iyileşme süreci gerçekleşsin istiyorsanız sizi mutlu edecek doktor bambaşka. Bu yollardan biri doğru diğeri yanlış diye bir yorum yapamam çünkü her ikiside kendi içinde mantıklı sebeplere dayanıyor. Büyük ölçüde de yaşam tarzlarımız bu seçimlerimizi etkiliyor.

Benim son zamanlarda gittiğimiz doktorlarda en çok aradığım özellik çocuğuma gereksiz ilaç yüklemesi yapmayıp bağışıklık sistemine destek daha geleneksel yöntemler izleme taraftarı olmaları. Çünkü çocuğumu tanıyorum ve artık antibiyotiklerin öyle her öksürüğe göre olmadığını biliyorum. Zira artık antibiyotiklerin benim çocuğumda pek de etkili olamadıklarını üzülerek görmekteyim. Zaten artık neredeyse doktorun ne teşhisi koyacağını,  koyar koymaz nasıl bir reçete yazabilecegini hangi ilacı ne için verdiğini tahmin edebilir kıvama geldim. Hatta bazen doktora bizde işe yaramayan tedavileri anlatip alternatif şeyler isteyebiliyorum.

Oğlumda ise tamamen içgüdülerime göre hareket ediyorum diyebilirim. Kızımda yeteri kadar iyi-kötü tecrübe kazanmanın beni sürüklediği nokta bu. Çocuk yetiştirmek demek hayatınızın her anında kendiniz, çocuğunuz ve yaşantınızla ilgili kritik  kararlar verme sürecidir. Buna çocuğunuza ne yedireceğinizden tutun da, nerelere götüreceğiniz, orda neler yapacağınız, hangi işinize ne kadar zaman ayıracağınız, bütün gün nelerle karşılaşabileceğini düşünüp, bunlara karşı ne önlemler alacağınıza kadar bir sürü şey eklenebilir. Zaten sürekli bir yetişme telaşı yaşadığımız şu hızlı hayatımızda bütün bunlara tam zamanında ve eksiksiz yetişebilmek süper bir organizasyon yeteneği gerektiriyor. Ben tecrübeerimden biliyorumki hasta bir çocukla evde bir günü nihayete erdirmek bazen maraton koşmaktan farksızdır. Çocuk zaten iştahsız ve huzursuzdur. Hastalık onu zorlamaktadır, üstelik buna katlanabilmesi için kendini motive edemeyecek yaştadır. Anne çocuğunun etrafında pervanedir. Yok çorbasını içireyim, terledimi kontrol edeyim, ateşi var mı bir bakayım, kötüleşiyorsa doktorunu tekrar arayayım, ilaçlarını vereyim.... derken bu tempoda benim ilaç saatlerimizi atladiğim, geciktirdiğim çok olmuştur. Zaten kendim için ilaç kullanmaktan da hazzetmediğimden belkide bilinç altımın işine gelmiyordur hatırlamak. O yüzden benim gönlümdeki doktor mümkünse çocuğumun şikayetlerini katlanabileceği boyuta çekecek kadar az ilaç kullandırandır. Tabi bana hastalıkla ve tedavi ile ilgili uzuuun uzun açıklama yapanı ise bulunmaz nimettir benim için.