ceylin

Lilypie Kids Birthday tickers Lilypie Third Birthday tickers

23 Eylül 2010 Perşembe

Kendiliğinden aktivite...

Ceylin'in kendiliğinden başlattığı ev aktivitesi ve yeni versiyonu;


Ben mutfakta bir iki ufak işi hallederken oda çekmecesinden misketlerini, delikli kasesini ve banyo kaydırmazını almış. Misketleri önce çiçek şeklindeki kaydırmazın vantuzlarına dizmiş, sonra ordan alıp kasenin delikli kenarlarına sıralamış ordanda hooop kasenin içine yuvarlamış.


Bir kez daha görmüş oldum ki aslında çocuğun rehberlik etmesine izin vermek gerek o özünde ne yapmak istediğini çok iyi biliyor.

22 Eylül 2010 Çarşamba

İlk Lütfeeen...!


Sanırım anaokulunun ilk meyvelerini toplama başlıyoruz. Bu sabah Ceylin bana ilk kendiliğinden "lütfen"ini söyledi. Genellikle yönetmeyi seven bir çocuk olduğundan emir kiplerini kullanır ama bu sabah ilk defa " anne öbüy pantolunu giydir yütfeeen" dedi. Bende kendisini yedim tabi.

17 Eylül 2010 Cuma

Ev Aktivitelerimiz...

Ceylin'in kendi elleriyle sarıp bizlere yedirmeye çalıştığı elmalı kurabiyeleri.

Kulpsuz silindirleri tüm fizik kurallarına aykırı gelerek kule yapmanın dayanılmaz mutluluğu.


Bu da Ceylin'in objektifinden şimdiye dek yansıyan en anlaşılabilir kare.

14 Eylül 2010 Salı

Bayramda...

Bayram tatiline erken başlayanlardanız biz. Arefe gününden çevirdik rotamızı Trakya'ya, düştük yollara. Eşimin babaanne-dede ve anneanne-dede evlerinde gerçek doğa ile içi içe iki gün geçirdik. Dalından elma, domates, salatalık kopardık. Patlıcanın nasıl bir bitki olduğunu gördük. Ceylin'le inek sulamaya gittik. Tavuk kovaladık. Tabi bolca da yaramazlık yaptık.
Ceylin her arkamı döndüğümde yapacak bir afacanlık buldu. Ya başka odalara kaçıp kaçıp aşırdığı çikolataları hüpletti, ya olmadık yerlere sular boca etti, yada eline geçenleri yerlere fırlattı. Bukadar yakından görebildiği tek hamile olan Ayşen teyzesini pek sevdi. Bir sürü soru sordu ona. Bebeği karnından çıkarmasından tutun da tek ayak üstünde zıplayıp zıplayamayacağına kadar çok geniş bir yelpazeden bahsediyorum. En son bombayı dün patlattı;
"Anne benim taanımda da bebet olucat mı?" (Anne benim karnımda da bebek olacak mı)

Hasta olmasına rağmen anne yüreği kıyamadı azıcık da olsa dondurma yemesine izin verdim. Babası gözlerini biraz büyüttü ama neyse ucuz yırttık.

Bu bayram yaramazlıkları sayesinde babamız da artık çocukla inatlaşmanın çözümden çok sorun olarak geri döndüğü konusunda ikna oldu. Bu defa eşim bana telkinde bulunmaya başladı "sakin ol hayatım, çocuk o, haklı çocuk". Sanki karşımda duran eşim değil de bir aynaymış gibi hissettim. Ama ne yalan söyleyeyim bu yeni durum hem çok hoşuma gitti hemde yeni bir dönem başladı. Ceylin artık daha uyumlu ve keyifli tabi bizde öyle olduğumuz için. İçimde inanılmaz bir rahatlama hissi var. Bu acaba yeni deliliklere göz kırpmama neden olur mu dersiniz?

7 Eylül 2010 Salı

Kortizon mu? İyide niye?

Ceylin cumartesi akşamından beri pek iyi değil. Sesi kısılıp, çatlıyordu. Bende doktorumuzun hep tavsiye ettiği gibi peditus ile hastalılanmasının önüne geçmeye çalıştım. Pazar günü bu tabloya hapşırık, öksürük ve nezle de dahil oldu. Pazartesi anaokuluna göndermedik çünkü sabah uyandığında tekrarlayan bir öksürüğümüz vardı. Akşama baktım olacak gibi değil. Tabloda hiçbir değişiklik yok, doktorumuz Hilal hanımı aradım.  Yarın sabah sizi görebilirim gelmek isterseniz ama durum ciddileşirse bir hastanenin acil servisine gitmemizi önerdi. Bizim gibi kurtlular durur mu hemen en yakınımızdaki iyi bir hastanenin yolunu tuttuk. Acilde hastanenin kendi doktorlarından biri vardı. Teşhis boğazda kızarıklık, krupa çevirebilir,virütik. Hemen 4 kalem ilaç yazdı. Bulardan biri otrivine pediatric diğeri içinde "kortizon" olduğunu eczacının uyarısı ile öğrenebildiğimiz dekort diye bir hap. İlaçları alıp eve geldik ama benim içime sinmedi bu kadarcık çocuğa kortizon vermek. Hemen yine Hilal hanımı aradım. İlaçtan bahsedince bir duraksadı. Durumu kritik mi diye sordu. Yoooo hiçte öyle ağır bir durumu yoktu Ceylin'in, neşesi, hareketliliği yerindeydi. Görmeden birşey söylemek pek doğru değil ama kortizon benim midemi kaldırdı. Bence onu şimdi vermeyin durum kötüleşirse kullanın dedi. Soğuk buhar kullanmamızı tavsiye etti. Oysaki diğeri soğuk buharın tedaviye bir faydası olmaz diye tutturmuştu. Neyse  sanırım soğuk buharın etkisiyle geceyi rahat geçirdik. Sabah da doğru Hilal hanıma. Şahsen teşhis konusunda kendisine çok güvenirim. Gelmekle çok iyi ettiğimizi belirtip Ceylin'n tepeden tırnağa kontrol etti. İlaçlarımızı değiştirdi. Daha öncede kullanıp işe yarayanlardandı bu seferkiler. Diğer doktorun verdiği hapa bakıp bakıp hiç bu çocuğa bu verilir mi diye de şaşırdı durdu. Bende araştırıp ne kadar riskli bir ilaç oladuğunu öğrendikçe iyiki vermemizişiz diyorum. Merak edenler içim aşağıya kortizonla ilgili genel bir bilgi eklemek istiyorum.
Kortizon
"Kortizon hem hayat kurtarıcı, hem de yaşamı tehdit eden bir ilaç. Bu bıçak doğru şekilde kullanıldığında hasta için hayat kurtarıcı etki yapıyor. Yanlış kullanıldığında ise, hastalığı iyileştireceği yerde hastaya, geri dönülmesi imkansız zararlar veriyor. Kortizonun tek çare olduğu yüzlerce hastalık var. Bu nedenle de kortizondan vazgeçmek mümkün değil. Etkileri nedeniyle yüzlerce hastalığın rakipsiz tek ilacı kortizondan vazgeçme şansımız olmadığına göre, yapılabilecek tek şey ilacı çok dikkatli bir şekilde kullanmak. Bu da başvurduğunuz uzmanın tedaviye titiz yaklaşımı ile mümkün.

Kortizon vücudumuzda da var

Kortizona çağın ilacı deniliyor ama, bu madde aslında vücudumuzda bulunuyor. İstirahat halindeki normal bir insanın vücudunda, 24 saatte yaklaşık 15-40 mg. kortizon üretildiği söyleniyor ise de kortizon üretimi şişmanlarda yüzde 50 oranında daha fazla oluyor. Ancak vücudumuzca kortizon üretimi gün boyunca yanı miktarda değil. Vücut ısısı, kan basıncı, gece ve gündüz olmasına bağlı olarak üretilen kortizon miktarı da değişiyor. Vücudumuz kortizonu en çok sabahları üretiyor. Sinir anında ise bu üretim normalin 10 katına kadar çıkıyor. Kortizon yapımı geçe yarısına doğru giderek azalıyor. Vücudun bu kendi kendine kortizon üretimi doğumdan sonraki üçüncü haftada başlıyor ve ölünceye kadar devam ediyor. Aynı yüksek doz kortizon tedavilerinde olduğu gibi, vücudun kortizonu normalden çok üretmesi de kişi açısından zararlı. “Cushing” olarak adlandırılan bir hastalık vücutta kortizon salgılanmasını sağlayan beyindeki merkezde (hipofiz) bir kontrol bozukluğu olmasından kaynaklanıyor.

Kortizonun kullanıldığı yerler

Kortizon, romatizmadan, zehirlenmelere, yüzlerce hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Öyle ki bazı hastalıklarda ve şoklarda kortizon olmadan olmuyor.

1) Romatizmal hastalıklar

Romatizma, her yaşın hastalığı. Erken teshis edildiğinde ve tedavisi doğru şekilde uygulandığında, kolayca iyileştirilebiliyor. Çoğunlukla çocuklarda ve gençlerde görülen, eklemlerde başlayıp zamanında tedavi edilmeyen romatizmanın kalbe vurma olasılığı çok yüksek. Romatizmal hastalıkların vazgeçilmez ilacı ise kortizon.

2) Bağ dokusu hastalıkları

Vücuttaki destek ve bağ dokusunun, aynı zamanda bağışıklık sisteminin de bozulduğu tipteki hastalıklarda, çoğunlukla adele dokusu ya da eklemler deforme olmuştur. Yoğun iç organ harabiyeti ile de karşılaşılabilen bu tip hastalıklarda kortizon kullanılması çoğu zaman kaçınılmaz oluyor.

3) Alerjik hastalıklar

Kortizonun en çok kullanıldığı hastalıklardan biri de alerjiler. Kimi zaman hayatı tehdit eden, kişiyi şok durumuna sokan alerjik krizlerde, hastaya vakit yitirmeden kortizon enjekte edilir. Alerjik astım krizleri bu durumun en çok rastlandığı hastalıklardır. Kortizonla tedavi edilen bir diğer alerjik reaksiyon ise kan verme sırasında oluşuyor. Çoğunlukla kan grubu uyuşmazlığında, bazen de soğuk kanın damarlara verilmesi sorucu alerjik bir reaksiyon oluşur. İşte bu reaksiyonun etkilerini ortadan kaldırmak için kortizona başvurulur. Kortizon, yılan sokması, böcek ısırması gibi zehirlenmelerde de ortaya çıkan alerjik durumun acil tedavisinde kullanılıyor. Bazen nedeni bilinmeden ciltte ve ağız, boğaz gibi bölgelerde şiddetli yanma, kaşıntı, şişlik, kabartı, döküntü ile birlikte görülen durumlarda diğer ilaç tedavileri yetersiz kalabiliyor. Bu durumda kortizona uygulanıyor.

4) Kan hastalıkları

Kortizon kan hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan ciddi kansızlıklarda (hemolitik anemi) destek tedavi olarak uygulanıyor. Kan hücrelerinin aşırı çoğalmasına bağlı olarak oluşan lösemi vakalarında da kortizon tedavisine başvuruluyor. Böyle vakalarda kortizon hastanın hayatını daha rahat sürmesini sağlamak için tek yol.

5) Tümör tedavilerinde

Çağın en sevmediğimiz, çoğu zaman ismini anmaktan bile nefret duyduğumuz hastalığı kanser kuşkusuz. Bilim adamları kanser tedavisi konusundaki çalışmalarını hızla sürdürüyorlar. Kanser hastalarının bir bölümüne “kemoterapi”olarak adlandırılan ilaç tedavisi uygulanıyor. Ameliyat edilemeyecek kadar ilerlemiş kanserlerde ise, kemoterapiye destek olmak ve radyoterapi reaksiyonlarını zayıflatmak için kortizon kullanmak çoğunlukla tek çare olupor.

6) Karaciğer hastalıkları

Karaciğerin artık tamamen iflas ettiği komalarda, ilerleyen siroz vakalarında ve virüslerin neden olduğu öldürücü karaciğer iltihaplanmalarında kortizon çoğunlukla vaşvurulabilecek tek çare.

7) Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

İdrardan yüksek miktarda protein atılmasına ve vacutta yaygın şişliklere neden olan nefrotik sendromlarda kortizon kullanımı genelde şarttır. Hastalık çoğunluk çocuk yaşta görülüyor ve tedavinin asıl şartı da geç kalmamak.

8) Kalp-damar hastalıkları

Kalbin zarı, kası ve iç tabakasının tutan iltihaplı durumlar ile alerjik ve bağışıklık sistemi ile ilgili, tıkamaya yol açan tipteki damar hastalıklarının tedavisinde de kortizon kullanılır.

9) Hormonal hastalıklar

Tiroid bezinin aşırı çalıştığı durumlarda bazen son derece kritik krizlerle karşılaşılır. İşte bu durumlarda kortizon yine tek çaredir. Ayrıca böbrek üstü bezinin ani yetmezliği sonucu ortaya çıkan “Addison” hastalığında da kortizonun hayat kurtarıcı rolü vardır.

10) Sinir sistemi hastalıkları

Sinir köklerinin alerjik, ani ve iltihaplı hastalıklarında, bazı özel vücut felçlerinde, yüz felçlerinin başlangıç döneminde ve Multiple Skleroz hastalığında da kortizon kullanmak gerekiyor. Beyinde damar tıkanıklığı ile gelişen felçlerin başlangıç dömeminde, beyin basıncının arttığı durumlarda veya beyinde ödem olduğu zaman da kortizon tedavisine başvuruluyor.

11) Zehirlenmeler, sıcak çarpmaları

Zehirlenmelerde çoğunlukla durumun nedenini anlamaya zaman yoktur. Acilen zehirlenmenin sonucu olarak ortaya çıkan reaksiyonun ortadan kaldırılması gerekir. Bunun için de kortizona uygulanır. Sıcak çarpmasına bağlı olarak görülen komalar ve soğuktan donmalarda da böbrek üstü bezi iflasa doğru gittiği için kortizon kullanmak gerekiyor.

12) Göz hastalıkları

Bazı göz hastalıklarının tedavisinde de yine kortizon karşımıza çıkıyor.

13) Şoklar

Herhangi bir nedenle şoka giren hastayı hayata döndürmek için bazen tek çare kortizon kullanmaktır. Özellikle aşırı bir alerjik duyarlılığa bağlı olarak ortaya çıkan ve aniden gelişen anafilaktik şoklarda kortizon hala kurtarıcı rol oynuyor.

Yararları kadar zararları da var

Gelin şimdi de kortizon tedavisinin insan metabolizmasında neden olduğu harabiyeti görelim. Kortizon, dışarıdan da rahatça gözlenebilen ilk etkisini vücudun hormonal sistesi üzerinde yapıyor. Özellikle çocukluk çağı ve genç yaşlarda uygulanan kortizon tedavisi gelişme bozukluğuna yol açabiliyor. Kortizonun neden olduğu şişkinlik sonucu çocukta “Aydede yüzü” olarak tarif edilen bir çehre oluşuyor. Vücudun kimi bölgelerinde normal dışı şişlikler ve gövdede yağlanma görülebiliyor. Bunun dışında adele zayıflığı, kan basıncında yükselme, kemik erimesi, seksüel ve psikolojik bozukluklar kendini gösterebiliyor. Ciltte kıllanma, çizgilenme, adet bozuklukları, troid fonksiyonlarında ve erkeklerde testisler üzerinde olumsuz etkiler de yine ilacın hormonları etkilemesi sonucu ortaya çıkan diğer belirtiler. Bu etkileri minimuma indirmek için ise dozun çok iyi ayarlanması gerekiyor.

Kortizon ne kadar gerekli ?

Kortizon akut kardidlerde çaresiz kalan hekimin en önemli silanı. Ancak bir yılı aşan, uzun süreli kortizon tedavisi hastayı birtakım yen etkiler ile karşı karşıya bırakıyor.


Kortizonun yan etkileri şunlar :

“Kortizon kullananların yüzlerinde zamanla şişme başlar. Yüz “aydede yüzü” şeklini alır. Sinir sisteminde ve ciltte bozukluklar olabilir. Eğer kortizon daha da uzun süre kullanılırsa vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Tedavi daha da uzarsa kemik erimeleri başlar. Kısacası kortizon tedavisi iki ucu keskin biçak gibidir. Doğru ve gerektiği zaman kullanıldığında şifa, yanlış bir kullanımla da çok ciddi sonuçları beraberinde getirir. Kortizonu birdenbire kesmek de doğru değildir. Tedavi, hastaya zarar vermemek için yavaş yavaş kesilir Penisiline ise kalp romatizması olan kişinin ömür boyu devam etmesi gerekir. Ancak eğer romatizma tüm kalbi tutmamışsa penisilin tedavisi 20 yaşlarında bırakılır.”

Sizce de kortizonlu ilacı yazan doktorum bizi uyarması, neden böyle bir ilacı daha 3 yaşını bile doldurmamış bir çocuğa uygun gördüğünü açıklaması gerekmez miydi? Ceylin bundan önce iki defa daha krup geçirmişti ve o zamanki durumu bundan çok daha kritikti. Ancak Hilal hanım hiç bukadar bıçaksırtı bir bilaç kullanma ihtiyacı hissetmemişti. Nasıl oluyorda benim bile öksürüğün sesinden anlayabildiğim krubu bunun eğitimini alan biri farkedemiyordu? Bu doktorları anlamak mümkün değil. Siz siz olun dilinden anlayabildiğiniz bir çocuk doktoru buldunuz mu sakın ha bırakmayın.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Anaokuluna Başladık...

Tam tamına bugün itibariyle anaokulumuza başlangıç yapmış bulunmaktayız. Vatan millete hayırlı uğurlu olsun. İlk gün için oldukça iyi geçtiğini söyleyebilirim (umarım erken konuşmuyorumdur!)
Sabah servise binerken bir parça mızmızlandık o da hostes ablanın Ceylin'i kucağımdan alıp koltuğuna kendisi oturtmak istemesinden kaynaklandı ama sonra tatlıya bağladık. Kapıda bizi Kübra ablamız karşıladı. Çok sevimli çok şeker bir kız, benim bile kanım ısındı. Okula girince Ceylin benim biraz daha yanında kalmamı istedi. O ortama biraz alışınca bana izin verdiler bende biraz uzaktan onları izledim. Ceylin yapısı gereği öyle hemen saldırmaz herşeye. Önceleri temkinli davranır. Etrafı yoklar, diğer insanları gözlemler. Bugün de öyleydi. Annem nerde diye aranmadı hiç, hatta Kübra ablasının onu tuvalete götürmesine ve üstünü değiştirmesine bile izin verdi. Diğer çocuklarla pek iletişim kurmadı, sonradan açılacağını düşünüyorum. Anaokulunda 1-1,5 saat kadar vakit geçirdikten sonra bizi eve yolladılar. Amaç çocuğun en çok eğlendiği, sıkılmaya fırsat bulamadı bir anda onu uğurlamak ve ertesi gün daha istekli gelmesi için teşvik etmek. Yarın da yemek saatine kadar kalacak Ceylin. Bakalım evde bana ve anneanneye yaptığı nazları burada da sürdürecek mi? Umarım bundan sonraki okul günlerimizde böyle huzurlu geçer de kuzum da mutlu olur ben de...